Ortaya Karışık

Her telden, her demden hikayeler, yazılar

27 Kasım 2020 Cuma

Kedilerin insan psikolojisi üzerine etkileri



Kırsal alanda kedi fare yakalasın diye, köpek de bekçilik yapsın, sürüyü korusun diye beslenmekte ve ilişki çoğunlukla bu şekilde ilerlemektedir. Duygusal boyut derinlemesine olmamaktadır. Metropollerde ise durum biraz daha farklı. Bazı kişiler yalnızlığını paylaşmak, bazıları canları diğer insanların kötü davranışlarından korumak, bazıları da çocuklarına hayvan sevgisini aktarmak için evlerine dahil etmişler ve bu canlara birer isim koyarak aile üyeleri arasına katmışlardır.

 

Bilim açısından bakacak olursak eğer, engellilere yardım ve rehberlik alanında kullanılmaları, bakımevlerinde yaşlılara uygulanan petli terapiler, yine kronik bazı hastalar için uygulanan pet tedavileri, yalnız yaşayan yaşlı insanlara evlerinde kedi, köpek beslemeleri tavsiyeleri geçmişe dayanan uygulamalardır. Bu uygulamalar doktorla iletişim kuramayan psikolojik rahatsızlığı bulunan bir gencin klinikte bulunan köpeğe ilgi göstermesi ve bunu doktorun fark etmesi ile başladığı söylenmektedir. Ansiklopedik bilgi konusunda bilgim maalesef yok. Araştırılabilir.



Kedilere evini açan kişi ya da ailelerin, kedi/kedilerini (bir kedi ile başlayıp, sayısını üçe, dörde çıkaran çok kişi tanımaktayım) öncelikli, sorgulanamaz ve birçok konuda çok daha fazla hakkı olan bir aile bireyi olarak gördüklerini düşünmekteyim. Onlar evin şımartılması gereken sevgi dolu, biraz da yaramaz çocukları… Bu arada yaygın inanç kedilerin “nankör” oldukları düşüncesine hiç mi hiç katılmıyorum. Ona iki mama verdiğiniz diye diz boyu yalakalık mı yapsın? Kediler tam tersine çok onurlu hayvanlardır. Nankör olma konusunu başka bir yazıda irdeleyeceğim.

 

İnsan, kedinin sahibi mi, yoksa kedi insanın efendisi mi?

 

İki kediye sahip birisi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Literatürde var mıdır bilemem ama kediler insan üzerindeki negatif enerjiyi alıp, uzaklara gönderiyorlar. Sahiplendirme yaptığım birçok kişiden duyduğum şu sözler “ben daha önce yaşamıyormuşum, hayatına renk ve sevgi geldi” benim için dünyalara değer.

 


Sokaklarda yaşayan kedi olsun köpek olsun hepsinin ortak isteği “sevilmek, sevilmek”. İlk zamanlar apartman önünde beslediği kediler sadece mamayı yemek istemekteydiler. Sonra birbirimize alıştık. Artık önce “sevgi” sonra “mama”. Dolayısıyla karşılıklı sevmek, sevilmek gerek insanoğlunun gerekse hayvanların ortak özelliği olmalı…

 

(Prof. Dr. Tarhan, "Kedi sevginin kokusunu alıyor, bu şekilde kişiye bağlanıyor." diyerek, hayvan seven insanlarda oksitosin hormonunun salgılandığını, bu nedenle insanların kendilerini hayvan severken huzurlu hissettiğinin bilimsel araştırmalarla ortaya konduğunu kaydetti.)



Besleyen herkes iyi bilir ki kedilerin sezgileri oldukça güçlüdür. İçinde bulunduğunuz ruh halinizi sezerler. Üzgün, kalbiniz kırılmış bir zamanınızda yanınıza gelir, gözlerinizin içine bakar ve o an dünyanın durduğu andır. Elinizle başını okşarken, olumsuz düşüncelerin uçuşup gittiğini hissedersiniz…

 

Kedi beslemek disiplini de beraberinde getirir. Belli zaman dilimlerinde mamasını vermelisiniz, suyunu tazelemelisiniz, kumunu temizlemeli, tüylerini taramalısınız. Bu da size bir düzen ve dolayısıyla hayatınıza pozitif disiplin getirecektir. Hafta sonu tatillerinde bile bu düzene bir şekilde uymalısınız. Elbette tüm bunları yaparken “bak ben neler yaptın, senin için” sen de bana “şunları şunları yapacaksın” diyemezsiniz. Çünkü bu ilişkideki temel “karşılıksız sevgi” üzerine inşa edilmiştir. Bu da size aktif yaşamda ne yaparsanız yapın “karşılıksız” ilişkiler, dostluklar ve arkadaşlıklar kurmanıza yardımcı olacaktır.



Elbette kedi ile köpek arasında bazı farklar vardır. Köpekler insana bağlıdır, kediler ise mekana bağlıdır. Bu yüzden kedileri, köpekler gibi tasmayı takıp sokak sokak dolaştırmazsınız. Mekandan uzaklaşmak onları rahatsız eder.

 

Empati çok güzel bir kelime… Bir iş arkadaşım var her konuda ilk kelimeleri “empati-sempati” şeklinde başlar. Yine de bu kişinin hayatında empati yaptığına hiç şahit olamadım. Empati-sempati nerede? Bitmiş, yok ki…  Kediler algılarınınız açılmasını sağlayarak empati yeteneğinizi geliştirir. Nasıl mı? Sokaktaki kedileri görürsünüz, evdekini düşünürsünüz ve aralarında kıyaslama yaparsınız. İşte bu siz de empati yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunur.

 

Kediler beraber yaşadıkları bizleri ses ve kokularımızdan tanıyabiliyorlar. Bizimle birlikte iken bazen parmaklarımız ısırır gibi yaparlar, ama asla dişlerini geçirmezler ve incitmezler. Hiçbir zaman tırnaklarını, pençelerini size geçirmezler. Çocukları asla incitmezler. Ancak kediler, iyi ve kötü insanları birbirinden ayırt edebilecek yeteneğe sahiptirler. Saldırgan tavırlarını kötü insanlara karşı kolaylıkla gösterebilirler.

 

Bilimsel araştırmalar kedilerin insana iyi geldiğini söylüyor. Kedinin gırtlak kasının saniyede 25 kere açılıp kapanmasıyla oluşan ve bizim kedi mırıltısı dediğimiz şeyin insandaki stresi ve tansiyonu düşürdüğü ayrıca kalp krizini yüzde 30 azalttığı ispatlanmış.

 

Elbette tüm bunları okuyup, hemen bir kedi alayım, stres düzeyimi azaltayım, antidepresanı bırakayım düşüncesi çok yanlış bir yaklaşım olur. İster kedi olsun, ister köpek ya da başka bir pet olsun bir canlının bakımı zor bir şey. Çokça sorumluluk istiyor. Bu konuyu başka bir yazıda ele alacağım.

Stresten uzak, bol kedili bir yaşam diliyorum.


İnstagram'da kedilerimi takip etmek isterseniz BURAYA


Lütfen sizlerde kendi canlarınız ile yaşadıklarınızı yorumlar kısmında bizimle paylaşın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Adbox