Ortaya Karışık

Her telden, her demden hikayeler, yazılar

18 Aralık 2019 Çarşamba

Umudunu Kaybetme - The Pursuit of Happyness




Will Smith’in başrolünü oynadığı 2006 yapımı Türkçeye Umudunu Kaybetme olarak çevrilen (The Pursuit of Happyness) adlı film seyrettiğim en güzel, duygusal ve en mücadele içeren filmlerden biriydi. Bana göre filmi başarılı kılan unsurlardan en önemlisi herkesin başına her an böyle bir durumun gelebilecek olmasıydı.

Filmin en çarpıcı repliklerinin başında gelen “Birinin sana bir şey yapamazsın demesine izin verme, hatta benim bile… Bir hayalin varsa onu koruman gerek. İnsanlar bir şey yapamaz ve senin de yapamayacağınızı söylerler, bir şeyi istiyorsan git ve al, o kadar” cümleleri bir hayat özetler gibi…

Bu repliklere kendimce bir yorum getirmek istiyorum. Burada ne anlatılmak isteniyor? Bir ders mi verilmeye çalışılıyor? Yoksa karşısındakine posta mı koy diyor? Okuyan her farklı kişi buradan faklı bir mana çıkarabilir. Kimse bana bir şey diyemez, ben istediğimi yaparım. Karşımdakinin tecrübesine kulak verir, onun düştüğü hatalara düşmem ve hayalimi gerçekleştirmek için peşinden koşarım.



Hayat, kişinin hayalleri ile sınırlıdır

Malum hepinizin de bileceği gibi birçok insan elde edemedikleri için şanslarını, içinde bulunduğu koşulları, maddi imkanlarının olmamasını suçlar. Başka bir değişle suçu bir başka yere yönlendirmek çok daha kolaydır. Aklıma atasözlerimizden bir tanesi geldi “ne ekersen, onu biçersin”. Bu atasözünü hayatın birçok yerine adapte edebilirsiniz. İyilik yaparsan iyilik bulursun, kötülük yaparsan kötülük bulursun, çok çalışırsan karşılığı alırsın gibi… Karınca ve Ağustos böceği hikayesini düşünün…

Hayat emek ister, çabalamak ister

Hala bir şeyler yapabilmek için çabalayan biri olarak çoğu insana göre daha çok şey başardığımı, daha çok mutlu olduğumu söyleyebilir. Neden mi? Çünkü ben aynı bu replikte söylenen gibi dış insanları fazlaca dinlemedim. Dinlemedim derken, kulaklarımı tıkadım manası çıkmasın. Dinledim, akıl süzgecinden geçirdim. Ben yapabilirim dedim ve denedim. Fark olarak en azından denedim diyebilirim. Bazı konularda başarıyı yakalarken bazıları da ya yarım kaldı ya da rafa kaldırıldı. Bahane bulmadım. Nasipse, kısmetse olur demedim. Bıkmadan usanmadan denedim.

Siz de hayallerinizin peşinden koşun. Burada nereden duyduğumu hatırlamadığım bir anekdot aktarmak istiyorum. İki farklı toplumun bakış açısını gönderme yapan bir hikayemsi bir şey. Hayalleri dar ya da hayalsiz bir toplumda bir kafede “bakın, bakın uçan inek” derseniz, “hadi oradan, uçan inek mi olurmuş” cümlesi duyarken, Amerika gibi gelişmiş ülkelerde aynı cümleyi bir kafede söylediğinizde “en sonunda uçan inekte mi yapmışlar” ile karşılaşırsınız. İşte bu insanın içinde bulunduğu toplumdan nasıl etkilendiğini anlatmaya yarayan örneklerden bir tanesi…

Hayat sizi değil siz hayatınızı şekillendirin

Başarıyı yakalamak ne kadar zor olursa olsun, her zaman bir yol vardır. Elbette başarıya giden yol kararlılık, çok çalışmak, emek ve her şeyden öte güçlü bir irade ister. Kararlı olmak bunun yarısını oluşturur. Hayal et, çalış, gereğini yerine getir sonrası kolay… Dinleyin, araştırın ve çalışın.

Unutmayın oturarak başarıya ulaşan tek varlık tavuk olsa gerek…





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Adbox